Japon Tarihinin En Eski Kedi Blogger’ı

Sevgi paylaştıkça çoğalır!

Yeri geldiğinde pirinç ve diğer tahılları gizlice aşıran, yeri geldiğinde de değerli kültürel mirasları kemirip zarar veren fareleri öldüren kediler pirinç yeme kültürüyle yetişmiş çalışkan Japonların tarih boyunca en yakın dostu olmuştur.

Son yıllarda kedilerin bulunduğu fotoğraf koleksiyonlarının kapış kapış satılır hale gelmesi ve kedilerle eğlenceli çay saati geçirme imkanı sunan Kedi Kafe’lerin tutulması örneklerinden de anlaşılacağı gibi dünyada adeta bir kedi çılgınlığı yaşanmaktadır.  Ancak Japonların kedilere olan sevgi ve merakı çok eskilere dayanmaktadır. Bu yazımızda kedileri en az çağımız insanları kadar seven saygıdeğer tarihi kişiliklerden  bahsedeceğiz.

Japonya’nın En Eski Kedi Blogger’ı İmparator Uda

İmparator Uda

Heian döneminde günceler kişisel yazılar olmaktan ziyade günümüzün blogları gibi halka açık yazılan yazılardı. Elimize geçen en eski Japon kraliyet güncesi İmparator Uda’nın (867-831) kaleme aldığı Kanpyo Gyoki’dir (Kanpyo Dönemi İmparatorlık Güncesi).

İmprarator Uda, Kanpyo Gyoki adlı güncesinde kedisi hakkında yazdığı Kanşi formundaki Çince şiirlere de yer vermiştir.  Bu şiirlerde “Mürekkebe benzer simsiyah kedim” , “başka kediler solda sıfır kalır”, “yürüyüş şekli bile bulutların üzerinde süzülen ejderi andırır” gibi betimlemeler göze çarpar.

Babasının hediye ettiği bu siyah kediyi pek seven İmparator Uda, beş yıl boyunca kedisini her gün sütlü pirinç bulamacı ile beslemiştir. Onun döneminden günümüze kedi sahiplerinin kendi kedilerinin bir ayrı sevimli olduğunu çevreye gösterme isteği pek değişmemiş gibi durmaktadır.

 

İmparator İchijo’nun Yazar Sei Şonagon’u Bile Kendisinden Uzaklaştıran Kedi Sevgisi

Hakkında farklı görüşler olmakla birlikte günümüze ulaşan Japon kaynaklarında adı bilinen en eski kedi İmparator İchijo’nun (980-1011)  kedisi ‘Otodo’ olarak kabul edilir. Otodo’dan bahseden ilk belge yazar Sei Şonagon’un (966-1025) makalelerinden oluşan Yastıkname adlı eseridir. Bu eserde İmparator İchijo’nun Otodo’yu abartılı bir biçimde sevdiği ve ona özel bir süt anne atamakla kalmayıp sadece üst düzey saray kadınlara verilen bir unvanı da kedisi Otodo’ya verdiğinden bahsedilmiştir.

İmparator İchijo

 

İmparator İchijo kedisinin dışında, bahçesinde Mochimaro adlı bir köpek de beslemiştir. Mochimaro hakkında ilginç bir rivayet anlatılmaktadır. Rivayete göre bir gün Mochimaro, Otodo’ya saldırarak onu ısırmaya çalışmış. Otodo yaralanmamış ancak imparator çok sinirlenmiş ve köpeği Mochimaro’yu önce dayak sonra sürgün cezasına mahkum etmiş. Mochimaro saraya dönebilmiş ancak gözden düşmüş. Bunu gören yazar Sei Şonagon ise Mochimaro’nun yaralarını tedavi edip onu sahiplenmiş.

 

İş Sevgisiyle Kedi Sevgisini Bir Araya Getiren Ressam Utagawa Kuniyoshi

Edo döneminin sonlarında Ukiyo-e sanatçısı olan Utagawa Kuniyoshi (1797-1861) nükteli ve capcanlı yapıtlarıyla tanınır ancak Kuniyoshi hakkında gözden kaçan bir detay çevresinde her zaman birkaç düzine kedi olduğudur.

Utagawa Kuniyoshi’nin Otoportresi

Kuniyoshi’nin otoportresinde dahi kedi figürleri dikkat çekmektedir. Ayrıca kedileri insan figürleri gibi tasvir ettiği eserlerinin yanında kedi figürleri kullanarak kedi balığının Kanji’sini resmettiği eseri gibi pek çok çizimi günümüze ulaşmıştır.

Büyük bir kedi tutkunu olarak tanınan Kuniyoshi’nin sanatını icra ederken dahi cebinde bir kedi ile resim çizdiği, ölen kedilerini nazik bir şekilde gömdükten sonra evinin oturma odasında bulunan minik bir sunağa (Butsudan) ölüm tablet koyarak kedilerini saygı ile andığı söylenir.

 

Köpekleri, Tokugawa’yı ve Kedileri Seven Atsuhime

Atsuhime, namıdiğer Tensho-in (1835-1883), Edo döneminin sonları ile Meiji dönemi arasında geçen çalkantılı zamanlardan sağ kurtulmayı başarmış saygıdeğer bir kadındı. Köpekleri çok seven Atsuhime, memleketi Satsuma bölgesinde yaşarken günümüzde ‘Japon Köpeği’ olarak adlandırılan bir tür köpek beslemiştir. Fakat siyasi evlilik yoluyla eşi olan Tokugawa İesada’nın (1823-1858) köpeklerden hoşlanmaması, Atsuhime’nin Edo şehrine taşındıktan sonra köpek beslemesine mani olmuştur.

İesada’nın vefatından sonra Atsuhime, hizmetlisi İkushima’nın getirdiği Calico cinsi yavru kediye ‘Sato Hime’ (Prenses Sato) adını vermiş ve onu büyütmeye başlamıştır. Sato Hime’nin bakımı için tuttuğu üç yardımcıya o dönem için yaklaşık yirmi beş araba fiyatına (3 milyon yen, günümüzde yaklaşık 150 milyon 800 milyar TL) eşdeğer bir yıllık gelir verdiği söylenir. Böylesi değerli olan Sato Hime yaklaşık on beş yıllık uzun bir ömre sahip olmuştur.

 

Kediler hangi dönemde olursa olsun Japonların kalbine koparılması güç bir sevgi bağı ile taht kurmuştur. Japonya’da sadece fare avcısı olarak değil, evcil hayvan olarak da rağbet gören kedilerin fiyatları bilhassa Edo döneminde tavan yapmış, hatta bazen at fiyatlarının bile birkaç katına ulaşmıştır. Nitekim Japonya’da tarih boyunca kedi çılgınlığı süregelmiştir.

 

Çeviren: Merve Yahşi

Kaynak: rekijin.com

 


Sevgi paylaştıkça çoğalır!