Sevimli Biri Olmayı Soseki’den Öğrendik

Nasıl Sevimli Olunur

Ölümünün 100. yılı olan yazar Natsume Soseki; ömrü boyunca yaşamın amacı veya bireysel ego gibi pek çok ciddi konuyla içli dışlı olmuş birisiydi.

Soseki’nin en son vardığı nokta “Adalete içten sadakatim” idi. Ben sözcüğünden uzaklaşarak “Gök” sözcüğünü tercih etmesinin sebebi de burada yatıyor.  Daha büyük bir dünyada iç içe yaşayalım  diyen Soseki, stres altında ezilen günümüz insanlarına ipuçları veriyor.

Soseki neden hala Japonlar için ulusal bir değer taşıyor olabilir acaba? “Wagahai ha neko de aru,” “Botchan,” “Kokoro” gibi eserlerinin hala bu kadar popüler olmasının sebebi ne olabilir?

Soseki, hikayelerinde insanların sıradan uğraşları konu edinmektedir. Soseki’yi bu kadar başarılı yapan şey ise insan olarak yaşamanın meşakkatleri ile verdiği haz duygusunu harmanlamasıdır.

Üstelik, kendisini ulusal seviyeye getiren Soseki’nin popülerliğine bizce başka sebepler bulmak da mümkün. Bu sebep “Sevimlilik.” Evet, Natsume Soseki sevimli birisi.

Öncelikle Soseki’nin çıkış eseri olan “Wagahai ha neko de aru,” kitabındaki kediyi ele alalım. Buradaki kedi bayağı sevimli. Günümüzde kedi sever pek çok insan bulmak mümkün ancak Natsume Soseki hiç şüphesiz yakın dönem Japonya’sındaki kedi aşığı insanların başında geliyor.

Kedinin kendisi sevimli olmasına sevimli ama bu kadarı yeterli değil. Bu kedi, Soseki’nin ona yüklediği özellikler ile daha da sevimli oluyor. Zaten başta sahipsiz olan kediye Wagahai gibi oldukça üst düzey bir sözcük yakıştırması bile başlı başına sevimlilik göstergesidir. Bu kediyle sağda solda oynayan sahibi Hapşuruk Efendi bile sevimli bir karakter.

Dikkatli okunduğunda son derece ciddi konulara değinen Botchan adlı eseri de sevimli. Umarsızca pek çok olaya dahil olan ana karakter Botchan da sevimli birisi. Kırmızı gömlek, Nodaiko, Yamaarashi, Madonna, Uranari gibi diğer yan karakterlerin hepsi ayrı ayrı sevimli karakterler. Şimdi moda olan kelimelerden birini kullanacak olursak “Maskot,” olabilecek derecede sevimliler.

Botchan’da o dönemin Matsuyama’sının anlatılış biçimine dair pek çok eleştirel bakış açısı mevcut. Ancak bunlar bir yana, hala Matsuyama’da Botchan’ın bu kadar çok seviliyor olmasının sebebi karakterlerin her birinin sevimli olmasından ötürüdür. Kitaptaki karakterlerin kullanıldığı pek çok hediyelik eşya hala satılıyor. Bunun sebebini ise zaten biliyoruz.

Soseki, kendisi farkında olmasa bile sevimli birisiydi. Tatlı yemeyi sever, reçel yemeye bayılırdı. Genç öğrenciler tarafından çok sevilirdi. Eğer Soseki sevimli olmasaydı, Hyakken Uchida veya Akugatawa başta olmak üzere pek çok genç yazarı etkilemeyi başaramazdı.

Günümüz yazar ve okurlarının da Soseki’nin sevimliliğinden öğrenecek birçok şeyi olduğunu sanıyorum.

Şirket ve firmalarda ciddi meseleler hakkında konuşurken özellikle “sevimlilik” konusu büyük önem taşıyor. Ufak tefek fikir ayrılıkları olsa da sert ifadeler takınıp bazı noktalarda ısrar etmekte de fayda olabiliyor. Böyle zamanlarda “Tatlılık” özelliği olan insanlar hem kendisini hem de çevresindeki insanları böyle zorlu durumlardan kurtarabilir. Tatlı insanlar hem karşısındakini rahatlatırlar hem de karşı taraftan daha az saldırıya maruz kalırlar. Her şeyden öte, karakteri oturmuş insanlar kendi etrafında daha çok insan toplayabilir. Üstelik daha rahat iletişim kurmayı da becerebilir. İş dünyasındaki herkesin tatlılık kavramı üzerine kafa yorması gerektiğine inanıyorum.

Ciddi meseleler üzerine ömür boyu uğraşarak tatlılığından ödün vermeyen Natsume Soseki, tatlılık konusunda saygın bir hocamızdır.

Çeviren: Samet Atik
Kaynak: livedoor.com