Türk-Japon Dostuluğunun Temelleri

1890 Ertuğrul Faciası

Sevgi paylaştıkça çoğalır!

Ertuğrul Faciası üzerinden tam 125 yıl geçti

125 yıl önce meydana gelen Ertuğrul Fırkateyni faciasını Japonların çoğu ya bilmiyor ya da hatırlamıyor. Türkiye-Japonya dostluğunun sebeplerinden biri olan Ertuğrul faciasında, Japonlar kendi hayatlarını riske atarak, Türklere yardım etmek için dehşetli bir tayfunun ortasına daldı.

Osmanlı tarafının Japonya’ya gemi göndermesinin altında yatan fikir, iki tarafın dostluk ilişkilerini geliştirmekti. 19. yüzyılda Batılılar ile gelişen alt-üst ilişkisini yıkıp büyük bir devlet olduğunu kabul ettirme fikri, hem Osmanlılar hem de Japonya için ortak bir idealdi. Ertuğrul gezisinin sadece dostluk amacı gütmediği, her iki taraf için de büyük bir devlet olduğunu kabul ettirme ideali olduğunu Japonların çoğu bilmemektedir.

1890 yılında meydana gelen Ertuğrul faciası

İki devlet arasındaki ilişkileri geliştirme göreviyle Japonya’ya gelen Ertuğrul Fırkateyni, 1890 yılı Ekim ayının 16’sında İstanbul’a dönüş için denize açıldı. Aynı gece Wakayama’nın Kushimoto adası açıklarında tayfuna yakalanan gemi, direkleri kırıldıktan sonra ikiye ayrılarak battı. Bu facia sonucunda gemi mürettebatından 587 kişi hayatını kaybetti. Kushimoto adasında yaşayan Japonlar, canlarını hiçe sayarak yardım elini uzattılar. Ne var ki faciadan sadece 69 kişi kurtulabildi.

İyileşen yaralıları İstanbul’a götürmek amacıyla Kongo ve Hiyei adlı iki Japon gemisi, 10 Ekim 1890’da Japonya’dan hareket etti. Aralık sonunda Çanakkale Boğazı’na ulaşan gemiler, Yarhisar adlı Osmanlı gemisi tarafından karşılandı. Yarhisar mürettebatı, gemide Japon gemilerindeki kazazedeleri kendi güvertelerine almak istediyse de Kongo ve Hiyei, taşıdığı kazazedeleri İstanbul’a kadar götürmekte kararlıydı. Japon gemileri 2 Ocak 1891’de İstanbul sularına girip Dolmabahçe önüne demir attılar. İstanbullular, Japon gemilerini heyecan dolu ve samimi gösterilerle karşıladılar ve hatta gemi komutanları padişahın huzuruna kabul edilerek ikinci rütbeden Mecidi nişanlarıyla taltif edildiler.

Japonların kendi hayatlarından vazgeçerek ölümle yüz yüze kalan Türk mürettebata yardım etmesi, yıllarca Türk milleti arasında anlatılagelen bir hikâye olmuştur. Bu tarihi dostluk ve muhabbetin hikâyesi, geçtiğimiz yıllarda beyaz perdeye aktarılmış, 2015 yılının Aralık ayından itibaren Ertuğrul 1890 izleyicisiyle buluşmuştur.

Batı karşısında Japon-Osmanlı iş birliği

9000 km uzakta olan Osmanlılar neden Japonya’ya bir heyet gönderme ihtiyacı gördüler? 19.yüzyıldan itibaren Batılı güçler karşısında terakki gösteremeyen iki devlet, Osmanlı ve Japonya’nın, dostluk bağları kurmaktan, iş birliği yapmaktan başka çareleri yoktu aslında. Tahta çıktığı andan itibaren, Batının gerisinde kalan Osmanlıyı ileri taşımak amacıyla çeşitli reformlar yapan 2. Abdülhamit, Batı karşısında ezilen Japonya ile aynı zemin ve koşullarda ikili dostluk antlaşmaları imzaladı. Aynı yüzyılda 24 Japon’un çalıştığı İngiliz kargo gemisi, Wakayama açıklarında batmış, kurtarılmayı bekleyen 24 Japon hayatlarını kaybetmişti. Bu olaydaki asıl sorumlu olan İngiliz kaptan, kendi hayatını kurtarmak için gemiyi terk etmiş, mürettebatı ölüme terk etmişti. Bu olay hakkında soruşturma emri veren İmparator Meiji’nin önündeki en büyük engel ise Japonya-Büyük Britanya arasında imzalanan ikili anlaşmalardı. Bu anlaşmalara göre Japon tarafı, Büyük Britanya vatandaşlarını yargılama hakkına sahip değildi. Bu şartlar altında ne Japonların, ne de Osmanlıların kendilerine başka dostlar araması şaşırtıcı değildir.

Osmanlı heyeti Japonya yollarında

Ertuprul Fırkateyni’nin komutanı Yarbay Ali Bey, gemideki kafilenin başkanı ise Albay Osman Bey’di. Gemide, özel olarak seçilmiş, 56’sı subay, toplam 609 mürettebat vardı. O yıl Bahriye Mektebini bitiren genç teğmenlerin tamamı gemiye alınmış, bu uzun gezide tecrübelerini artırmaları hedeflenmişti. Gemi, Sultan II. Abdülhamid’den Japon İmparatoruna mücevherli
imtiyaz nişanı ve başka bazı hediyeleri götürecekti. Ertuğrul Fırkateyni, Temmuz 1889’da İstanbul’dan yola çıktı. Güzergâhı boyunca çeşitli limanlara uğrayarak seyahat ediyordu.
Fırkateyn Singapur’a vardığında Kafile Başkanı Albay Osman Bey Amiralliğe terfi ettirildi. Kafile, uğradığı ülkelerin halkları  tarafından görkemli sevgi gösterileriyle karşılanıyor, gemiyi kimi zaman binlerce kişiden oluşan gruplar ziyaret ediyordu.

Gemi, 11 ay sonra 7 Haziran 1890 tarihinde Japonya’nın Yokohama Limanı’na vardı. Japon imparatoru, Türk amiralini ve heyetini görkemli bir şekilde karşıladı. Şehir halkı, Türk amiralinin, saray arabası ile imparatorun yanına gidişini sevgi gösterileri eşliğinde takip etti.

Kushimoto’da anıt

Ertuğrul Fırkateyni’nde ölenlerin anısına Kushimoto’da bir anıt yapılmıştır. Anıt, Japonlar tarafından 1891’de dikilmiş, 1929 yılında yine Japonlar tarafından genişletilmiştir. Şehitlik Anıtı, 3 Haziran 1929 tarihinde Japon İmparatoru tarafından ziyaret edilmiştir. 1937’de Türkiye Cumhuriyeti tarafından restore edilen anıtın önünde her yıl düzenli olarak anma törenleri yapılmaktadır. Kushimoto kasabası, Samsun’un Yakakent ilçesi ve Mersin ilimiz ile kardeş şehirdir. Kushimato’da bir de müze bulunmaktadır: 1974 yılında inşa edilen bu “Türk Müzesi”nde Ertuğrul Fırkateyni’nin maketi, gemideki asker ve komutanların fotoğrafları ve heykelleri bulunmaktadır.

İkili ilişkiler umulduğu gibi gitmedi

Ertuğrul Fırkateyni’nin uğradığı bu facia, Japon halkının Osmanlılarla ilgili hislerini derinden etkilemiş ve Japonların Türklere gösterdiği sempatik yaklaşım sonucunda tarihte ilk kez Japonlarla Türkler arasındaki dostluk bağını güçlendirmişti. Ancak tüm bu yaşananlara rağmen her iki devlet arasındaki dostane ilişkiler siyasi anlamda istenen seviyeye ulaşamamış ve ilk Japon temsilcisi, o da orta elçi sıfatıyla ancak, 18 Nisan 1921’de İstanbul’a gelmiştir.

 

Çeviren: Burak Emeksiz

Kaynak: www.nippon.com


Sevgi paylaştıkça çoğalır!