Makoto Shinkai ile Söyleşi

Yıldızın Sesi'nden Senin Adın'a Dek

“Senin Adın” adlı animasyon filmin büyük ekrandaki büyük başarısından bu yana bir yıl geçti. Makoto Shinkai’nin yönetmenliğinin ilk 15 yılını konu alan “‘Hoshi no Koe’ den (Yıldızın Sesi) ‘Senin Adın’a kadar” isimli sergi, 11 Kasım’da Tokyo’nun Roppongi semtindeki Ulusal Sanat Merkezi’nde ziyarete açıldı. Sergide, dijital yapım tekniklerini ilk kez benimseyen yönetmenlerden biri olan Makoto Shinkai’nin filmlerine ait bine yakın döküman ve resim yer aldı.

Yönetmene film hakkındaki düşüncelerini sorduk.

“Senin Adın” 10-15 yılda bir kez yakalanacak bir başarı elde etti ama bunun da ötesinde zamanlamasıyla mı desem, içine doğduğu dönemle mi desem, bir uyum yakaladı diye düşünüyorum. Tohoku Depremi’nden (2011) izler taşıyan bir film olmasına rağmen izleyicilerin bunu kabul edebileceği bir zamanda meydana çıktı, diye düşünüyorum.

Ben, kendisini bundan 10-15 yıl sonra da seyirciye izletebilecek filmler değil, izlenildiği zaman seyircinin “işte bu bizim hikayemiz” diyebileceği filmler yapmak istiyorum. Dünya çok hızlı değişiyor. Bu hızdan kopmadan, 3 yılda 1 film gibi bir tempoda devam etmek istiyorum.

Son altı ayda çoğunlukla evime kapanıp yeni filmin senaryosu ve resimli taslağı üzerinde çalıştım. Muhtemelen bir sonraki altı ayımı da aynı şekilde geçireceğim. “Senin Adın” böyle bir başarı yakalamışken yeni filmime büyük bir ihtimam göstermem gerekiyor.

Bu sergi elbette benim için bir onur… Ama ne yazık ki bazı hoşnutsuzluklarım da var. Burada sergilenecek olanlar “film” olma yolunda atılmış adımlar. Bu adımlar, filmi oluşturan parçalar olarak değil, ancak filmin yapımında kullanılan işlenmemiş malzemeler olarak tanımlanabilir. Ayrıca, sergilenecek eserlerin arasında yalnızca benim değil, film ekibinin öteki üyelerinin yaptığı şeyler de bulunuyor. Açıkçası bu da bana bir rahatsızlık veriyor.

Ama elbette o eserleri yapabilmek amacıyla gecesini gündüzüne katan çalışma arkadaşlarımın çabalarını biraz da olsa gösterme imkânı beni çok mutlu ediyor.

“Senin Adın”ın  animasyon yönetmeni Masaşi Ando ve ekibinin ne kadar yetenekli ne kadar incelikli çizimler yaptıklarını eserleri görünce anlayacağınızı düşünüyorum. Kurşun kalemle yapılmış o çizimlerin olduğu gibi filme aktarılamaması, insanın içini yakıyor. Filmin karakter tasarımını yapıp poster resmini çizen Masayoşi Tanaka’nın keskin çizgileriyle Masaşi Ando’nun yumuşak çizgilerini karşılaştırmak da oldukça eğlenceli. Benim de bazı çizimlerin var, ama görünce “Bu seviyeyle bile yönetmen olunuyor demek,” diye düşünürseniz şaşırmam.

Geriye dönüp eski eserlerime bir baktığımda bu işe başlarken ne kadar saf düşündüğümü fark ettim. Yapmak istediğim şeyleri nasıl başarırım diye düşünüp bir şekilde başarısızlığa uğramadan yapagelmişim… Başladığım noktayı düşününce “şu çömeze bak, nereden nereye” diyorum.

Benim eserlerimde hep bir yara, bir noksan var. Ancak hayranlarım öyle nazik insanlar ki zaten tam pişmemiş, kusurlu kısımlar da içerdiği için eserlerimi seviyorlar. Ben filmlerimi yaparken hep bu yaraları, bu noksanları azar azar da olsa azaltmak için çabalıyorum. “Senin Adın”da bu konuda oldukça başarılı oldum diye düşünüyorum, ama bu sefer bile bu noksanlıkların eksikliğini hissedenler oldu gibi geliyor.

Ancak insanlar hızlı değişen varlıklar; doldurdukları yerler de haliyle aynı kalmıyor. Benim durumumdaysa, benim bireysel değişimimin hızı ile izleyicimin benden beklentilerindeki değişim hızı birbirine uymuş gibi görünüyor, bu sebeple oldukça mutluyum.

 

Çeviren: Keremcan Tarhan

Kaynak: www.asahi.com