90’ların Modası Kogyaru

Güzellik Anlayışına Meydan Okuyanlar

Kogyaru, 90’lı yıllarda Japonya’da ortaya çıkan bir moda akımıdır. O yıllarda kogyaru akımını takip eden kızlar saçlarını kahverengiye boyar, tenlerini bronzlaştırır, mini etekler ve bol çoraplar giyer, Tokyo’nun Harajuku ve Shibuya bölgelerinde dolaşırdı.

“Kogyaru” kelimesi, Japonca’da liseli kız anlamına gelen “koukousei gyaru”nun kısaltılmışıdır. Genç kızların, Namie Amuro isimli şarkıcının tarzını taklit etmesiyle ortaya çıkmış bir akımdır.

Pek çok gençlik modası, “Kogyaru akımı”nın açtığı yolu takip etmiştir. Bu akımın en büyük özelliği, geleneksel Japon güzellik anlayışına uymaması, böylece genç kızların kendilerini rahatça ifade edebilmelerine olanak sağlamasıydı.

Kogyaru’ların Olmazsa Olmaz 6 Özelliği

  • Kahverengiye Boyanmış Saçlar

Kogyaru deyince akla ilk gelen şey kahverengiye boyanmış saçlardır. Japonya’da şimdilerde moda olan siyah saç, kogyaru tarzının popüler olduğu dönemde demode olarak görülüyordu. Önemli olan, gösterişli ve göz alıcı olmaktı. Bu yüzden o dönemde sokaklar, okul kurallarını ya da toplumun güzellik anlayışını yok sayıp saçını kahverengiye boyayan liseli kızlarla dolmuştu. Bu tarzın mucidi ise dönemin genç kızlarının özendiği şarkıcı Namie Amuro idi. Amuro’nun uzun kahverengi saçları genç kızlar tarafından taklit edilerek kogyaru tarzının en belirgin özelliği haline geldi.

Üstelik kogyaruların saçlarını boyadıkları kahverengi koyu bir kahverengi değil, oldukça açık bir kahverengi idi. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, bu dönemde moda, gösterişli ve göz alıcı olmak olduğu için, çoğu liseli kız saçını sarıya yakın bir kahverengiye boyuyordu. Saç rengini açtırma ve saçı gölgelendirme işlemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte kızların saçlarını boyadıkları kahverenginin tonu da giderek açıldı. 90’lı yılların ikinci yarısında kızlar saçlarını, kahverengiden çok sarı ya da gümüşe boyamaya başlamıştı.

Bu akımın aksine, günümüz Japonya’sında daha doğal renkler moda. Kızlar ya saçlarını hiç boyamamayı ya da doğala yakın tonları tercih ediyor.

  • Gösterişli Makyaj

Kogyaruların bir diğer özelliği ise yine gösterişli ve göz alıcı olmayı hedefleyen abartılı makyajlarıydı. Bu tarzı benimseyen kızlar, okul çıkışlarında ellerinden geldiğince çarpıcı makyajlar yapıyordu.

90’lı yılların başındaki kogyaruların makyaj tarzı yine Namie Amuro’dan esinlenilmişti. Bu makyajın temeli, ince kahverengi kaşlar, pırıltılı göz farı ve kalınca sürülmüş maskaradan oluşuyordu. 90’li yılların ikinci yarısında ise siyah kogyaruların sayısının artmasıyla farklı bir makyaj stili moda oldu: Siyah-gyarular (kurogyaru), koyu tenli olduklarını vurgulamak için göz farı, göz kalemi ve rujlarında beyaza yakın renkleri kullanıyordu.

Kogyaruların makyajının en belirgin yanı, göz makyajıydı. En karakteristik makyajları ise “dev göz makyajı” idi. Bu stilde, gözün altına ve üstüne kalın göz kalemi çekilerek ya da yoğun maskara uygulanarak göz çevresi simsiyah yapılıyor, böylece gözler olduğundan daha büyük gösteriliyordu. (Purikura tanıtım yazımızda bu makyajın purikuraların oluşumunda oynadığı rolden bahsetmiştik.) Fakat 90’ların ikinci yarısında bu makyaj giderek abartartıldığı için, insanlar bu makyajı “güzel”den ziyade “farklı” diye niteler oldular.

Kogyaruların bu abartılı makyajının aksine, günümüz Japonya’sında olabildiğince doğal makyajlar modadır.

  • Bronzlaşmış Cilt

Bronzlaşmış bir cilt de kogyaruların ana özelliklerinden biriydi. Bu özellik de Namie Amuro’dan özenilmiş ve giderek abartılı bir hale gelmiştir. Gün geçtikçe tenleri herkesinkinden daha koyu olsun isteyen kogyaruların sayısı da artıyordu. 90’lı yılların ikinci yarısından itibaren kızların tenleri o kadar koyulaştı ki siyah-gyaru (kurogyaru) olarak anılmaya başladı. Kızlar esmerleşmek için ya deniz kıyısına ya da solaryuma gidiyordu, fakat solaryuma giden kızların sayısı denize gidenlere kıyasla çok daha fazlaydı. Özellikle siyah-gyarular arasında, düzenli olarak solaryuma gidenler oldukça çoktu.

 

  • Bol Çoraplar

Bol çoraplar, sadece kogyarular arasında değil normal liseli kızlar arasında da oldukça popüler olmuştu. O zamanlar bu bolluk kızlar arasında tatlı görüldüğü için moda olduğu söylenmesine rağmen, bazılarına göre bu çoraplar bollukları sayesinde bacakları ince gösterme özelliğine sahipti. Bu çorapların süper bol olarak anılan bir çeşidi o kadar boldu ki yürürken yere değiyordu, bu sebeple bazı kogyarular tarafından tercih edilmiyordu. Fakat bir kogyarunun çorapları ne kadar bolsa, diğer kogyarular tarafından o kadar havalı görülüyordu.

  • Platform Botlar

2016 yılında platform topuklu sandaletler ve spor ayakkabılar moda oldu. Fakat platform topukları ilk olarak 90’lı yıllarda moda yapanlar kogyarulardı. Tahmin edilebileceği gibi, bunun öncüsü yine Namie Amuro idi; Amuro, bir CD’sinin kapak fotoğrafında platform topuklu bot giyiyordu.

Bu dönemde topuklar ne kadar kalınsa ayakkabının da bir o kadar tatlı olduğu düşünülüyordu. Çoğu kızın giydiği ayakkabının topuğu yaklaşık 15-20 cm’di. Fakat topuk boyu yükseldikçe yürümek zorlaştığı için düşüp yaralananlar da olmuştu. O dönemin Japonya’sında epey tartışılan bir haber, topukları yüzünden arabanın frenine basamayıp ağır yaralanan bir kızla ilgiliydi.

 

  • Okul Forması

Kogyarular okul formalarında bazı değişiklikler yapıyordu; bunun bir örneği, yukarıda bahsettiğimiz bol çoraplardır. Bazı kızlar formalarını bilerek bol giyiyor, hırkalarını bellerine bağlıyordu. Günümüzde Japon formaları, tatlılıkları ile dünya çapında tanınıyor. Bu formaların tatlılığını ilk fark eden ve tarzlarıyla bunu yansıtanlar ise kogyarulardı.

Bu dönemde kendi okulunun forması olmamasına rağmen sırf beğendikleri için başka bir okulun formasını alanlar oluyordu. Bu akımdan etkilenerek, okul forması satan EAST BOY gibi markalar ortaya çıktı. Kızlar bu markalardan beğendikleri papyon, hırka, etekleri alıp kendi formalarıyla birleştiriyordu.

Çeviren: Didem İpekoğlu
Kaynak: https://seikatsu-hyakka.com/