Japonya’da “Yemek Eğitimi”

Sağlam kafa sağlam vücutta olur

Günde üç öğünü aksatmayan 21 yaşında bir insan, hayatı boyunca yaklaşık 21.000 kez yemek yemiştir.

Hal böyleyken Japonlar, ne yediklerine dikkat etmemenin onlara pahalıya patlayacağı kanısına varmış. Ne yiyeceğini bilmek ve doğru gıdaları seçmek, Japonya’da çocukluktan itibaren üzerine düşülen bir konu. Fakat bu konudaki çalışmalar sadece küçük çocuklara değil, gençlere, yetişkinlere, yaşlılara da hitap ediyor.

Hayat telaşesi içinde ne yeyip içtiğimizi boş verdiğimiz günler olabiliyor. Japonya ise 2005 yılından beri “Yemek Eğitimi Yasası“na sahip. Bu yasa, devletten yerel yönetimlere, okuldan aileye kadar birçok farklı kurumu, insanlara yemek bilinci aşılamakla görevlendiriyor. Çünkü en yoğun zamanımızda bile ne yediğimize dikkat etmek son derece önemli. Obezite, tansiyon, şeker hastalığı, aşırı zayıf olma sevdası… dengesiz ve düzensiz beslenmekle yakından ilişkili. Japonlar bu sorunların temeline inmeyi, bunlara karşı birlikte mücadele etmeyi ve toplum sağlığını korumayı amaçlıyor.

“Yemek Eğitimi”nden sorumlu devlet kurumu, Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık Bakanlığı (MAFF). MAFF, kendi uzmanlığı olan bu konuyu Eğitim Bakanlığı’na (MEXT) bırakmıyor. Konuyla doğrudan ilgilenerek farklı yaş grupları için farklı faaliyetler düzenliyor. Mesela  marketlere, tarlalara, fabrikalara yapılan geziler…

Örneğin bir soya sosu fabrikasına yapılan gezide ilkokul öğrencileri, ürünün raflara gelene dek hangi aşamalardan geçtiğini yakından gözlemliyor, kendileri deneyimliyor, soyaya dokunuyor, mayalanmakta olan püreyi inceliyor, pürenin suyunu çıkarıyorlar. Bazen domates toplamaya gidiyor, topladıklarından ketçap yapıyor, bazen balıkçılarla balık tutuyorlar. Böylece o yiyeceğin yoktan var olmadığını görerek ona değer vermeyi öğreniyorlar. Ayrıca, konuyla ilgili başka çabalar da var: Çocukların ana babalarıyla birlikte yemek yaptıkları faaliyetler, daha büyük yaş gruplarına yemek yapmak veya yiyecekleri muhafaza etmenin yöntemlerinin öğretildiği dersler gibi…

Öğrenciler soya sosu yapıyor.

“Yemek Eğitimi”yle ilgilenen başka bir yapı ise “Çocuk Yemekhaneleri” (kodomoshokudō). Örnek olarak Akishima’daki Akishimpapa Yemekhanesi’ni verebiliriz. “Yemekhane”den kasıt, beraber yemek yenilen yer; yoksa yemekler çocukların önüne hazır gelmiyor; çocuklar yemeği hazırlamaya yardım ediyor, sonra da hep birlikte yiyorlar. Akishimpapa, ayda bir kez buna benzer etkinlikler düzenliyor. Bu yemekhanelerde yemekler ücretsiz ya da hayli ucuz oluyor. Küçüklerin zaman geçirebilecekleri, farklı yetişkinlerle tanışabilecekleri bir ortam burası. Her gün üç kez yaptığımız bir şeye böyle farklı bir boyut kazandırılmış olması, ayrıca dikkate değer.

Kısacası, Japonya’da yemek yemenin bile eğitimi var.

 (Japonların bu konuya nasıl baktığını daha net anlayabilmeniz için MAFF’ın Beslenme Rehberi’ni aşağıda tercüme ettik. Aşağıda bulabilirsiniz.)

Kaynak: MAFF.go.jp (faaliyetler: 1 2), Akishimpapa.net

Çeviren-Derleyen: Azra Işık

 

Bonus: Beslenme Rehberi

1- Yemeklerin tadını çıkaralım.

Sağlıklı beslenelim ki ömrümüz uzun, sağlıklı olsun. Yemeklerimizi iyice çiğneyelim, yavaş yavaş, tadını alarak yiyelim. Sofrayı paylaştığımız insanlarla iletişim kuralım, onların kıymetini bilelim. Yemeğin hazırlanmasında bizim de katkımız olsun.

2- Bir gün yediğimiz, her gün yediğimizdir.

Güne sağlam bir kahvaltıyla başlayalım. Öğün aralarında ya da geceleri çok yemeyelim. Alkolü fazla kaçırmayalım.

3- Spor yapalım, dengeli beslenelim, böylece kilomuzu koruyalım.

Ağırlığımızı ölçelim, ne kadar yediğimize dikkat edelim. Hareket etmeye, vücudumuzu çalıştırmaya özen gösterelim. Çok kilo vermeye, aşırı zayıf olmaya çalışmayalım. Yaşlılarımızın iyi beslendiğinden emin olalım.

4- Yediklerimizi dengeleyelim.

Farklı çeşit gıdalar tüketelim, hepsinden yiyelim. Evde hazırladığımız yemeklerle dışarıdan aldıklarımız, dışarıda yediklerimiz arasında denge kuralım.

5- Pirinç gibi tahıllara önem verelim.

Her öğünümüzde tahıl tüketelim, karbonhidrat enerjimizi tahıldan karşılayalım. Pirinç gibi, ülkemizin ikliminde doğal olarak yetişen tahılları tercih edelim.

6- Sebze, meyve, süt, süt ürünleri, baklagiller, balık… Hepsinden yiyelim.

Sebze yemezlik yapmayalım, her gün meyve yiyelim; vitamin, mineral, lif ihtiyaçlarımızı bunlardan karşılayalım. Süt ve süt ürünleri, (bol bol beta karoten içeren) yeşil sebzeler, baklagiller, küçük balıklar tüketerek kalsiyum ihtiyacımızı karşılayalım.

7- Sofra tuzunu az kullanalım, ne tür yağdan ne kadar yediğimize dikkat edelim.

Çok tuzlu yemekleri azaltalım. Günlük 7-8 gramdan fazla tuz tüketmeyelim. Yiyeceklerin besin değerlerinin yazılı olduğu etiketi inceleyelim, hazır gıdalarda ve dışarıda yediğimiz öğünlerde seçici olalım.

8- Milli yemek kültürümüzü koruyalım, yerel ürünlerimizi kullanalım ve yerel lezzetleri yaşatalım.

Yemekler kültürün parçasıdır; yemeklerimizi de, kültürümüzü de koruyalım. Yerel ve mevsimsel ürünleri tüketelim. Özel günlerde yapılan yemekleri tarihe gömmeyelim. Doğanın çeşitli nimetlerinin, mevsimlerin sunduğu farklı farklı imkânların tadını çıkaralım. Yemek hazırlamayı, gerekli malzemeleri nasıl kullanacağımızı öğrenelim. Yaşadığımız bölgenin ya da ailemizin geleneksel yemeklerini sonraki nesillere aktaralım.

9- Malzemelerin kıymetini bilelim, yiyemeyeceğimiz kadar çok yemek pişirmeyelim.

Tabağımıza yiyebileceğimiz kadar alalım, tabağımızda yemek bırakmayalım. Yiyecekleri pişirmenin ve muhafaza etmenin doğru yöntemlerini öğrenelim. Ürünlerin son kullanma tarihlerine dikkat edelim.

10- Yemekle, yiyeceklerle ilgili bilgilenelim. Yeme alışkanlıklarımızı gözden geçirelim.

Yediklerimize, yeme alışkanlıklarımıza çocukluğumuzdan itibaren dikkat edelim. Evimizde, okulumuzda, toplumda yeme alışkanlıklarımızla ilgili daha çok şey öğrenelim ve öğrendiklerimizi başkalarıyla paylaşalım. Beslenme hakkında düşünelim, fikirlerimizi ailemizle ve arkadaşlarımızla tartışalım. Kendimize sağlığımızı korumak ve beslenme alışkanlıklarımızı iyileştirmek üzerine hedefler koyalım.

Kaynak: Maff.go.jp