Japon Hayaletleri: Yokailer!!

Oni'den Yamanba'ya en ünlü canavarlar....

Günümüzde “Yo-Kai Watch”da, bir nesil öncesindeyse Mizuki Shigeru’nun “GeGeGe no Kitaro”sunda ve başka birçok eserde, Japonca “Yokai” adı verilen hayaletler birer karakter olarak karşımıza çıkagelmiştir.

Japonlar ve yokailer arasındaki derin ilişki çok eskilerden günümüze kadar gelmekte olup Japon toplumunun psikolojisini olduğu kadar doğaya bakışını da etkilemiştir.

YOKAİ NEDİR?

“Yokai” kelimesinin sözlükteki tanımı: “İnsan bilgisiyle aydınlatılamayan tuhaf olaylar ya da nesneler. Hayalet. Canavar.”

Yani insanlar anlam veremedikleri şeyler gerçekleştiğinde, bunları yapanların yokailer olduğunu söyleyerek anlamlandırmaya çalışmışlar.

Yokailerin özellikle dağların eteklerinde ya da denizlerin kıyılarında ortaya çıktığına inanılır. Doğayla iç içe yaşayan insanların tanık olduğu tuhaf doğa olayları veya üstün bir güce karşı duydukları korku, yokaileri ortaya çıkarmış olmalıdır.

“Tek bir pirinç tanesinde bile yedi tanrı vardır.” yaygın bir Japon atasözüdür. Bu düşünce, kadim zamanlardan beri doğada ruhların ve tanrıların yaşadığı inancının yerleşmesine sebep olmuştur.

JAPONYA’NIN ÜÇ BÜYÜK YOKAİSİ

Oni

Oni, eskiden beri hikâyelerde ya da geleneksel sahne sanatlarının teması olarak  sıkça karşılaşılan bir yokaidir. Genellikle boynuzlu ve metal bir sopayla tasvir edilir.

 

Tengu

Tengular dağların derinliklerinde yaşarlar. Genellikle kırmızı yüzlü, upuzun burunlu ve yelpazeli olarak tasvir edilirler.

Gökyüzünde uçabilirler. Bazen insanlara haylazlık yapmalarına rağmen  nispeten iyi yokailer olarak bahsedildikleri hikâyeler de az değildir.

Ünlü kahraman Minamoto no Yoshitune’nin gençliğinde, atlı bir tengudan dövüş sanatlarını öğrendiğini anlatan hikâye meşhurdur.

 

Kappa

Kappalar, nehir gibi su kenarlarında yaşar. Tüm vücutları yeşildir, kafalarında “tabak” olduğu düşünülen kel bir kısım vardır. En sevdikleri şey salatalıktır. Rivayete göre Sumo güreşinde iyidirler ve eğer bir bir kappa sumoda bir insanı yenecek olursa, onların popolarında olduğu söylenen “popo mücevheri”ni çekip çıkarır.

Kafalarındaki “tabak” kurursa ya da kırılırsa ölürler.

JAPONYA’NIN KÖTÜLÜĞÜ İLE ÜNLÜ ÜÇ BÜYÜK YOKAİSİ

Şutendoci

Şutendoci, çok sake içmiş gibi kırmızı suratlı, çocuk görünümünde bir yokaidir.

“Oe Dağı’nın Şutendocisi” özellikle ünlüdür. Nesilden nesile aktarılagelmiş bir hikâyeye göre, Kyoto’nun Oe Dağı’nda yaşayan Şutendoci, Ukeda no Chūnagon’un adlı bir beyin kızını kaçırmış. Bunun üzerine, Minamoto no Yorimitsu’ya onu yenmesi emredilmiş, o da şutendociye zehirli sake içirip yenmiş.

Tamamonomae

Tamamonomae’nin aslında Heian Dönemi sonundaki İmparator Toba’nın gözde cariyesi olduğu söylenir.

Hikâyeye göre, İmparator Toba insan kılığına girmiş Tamamonomae’yi haremine alarak gözdesi yaptıktan sonra nedeni bilinmeyen bir hastalığa yakalanmış. Hastalığın nedenini araştırmak için gelen bir büyücü nedenin Tamamonomae olduğunu ortaya çıkarmış. Büyücü bazı sihirli sözler söyleyince Tamamonomae gerçek hali olan dokuz kuyruklu tilkiye dönüşüvermiş ve kaçmaya başlamış. Büyücü kadın tilkiyi Nasunohara adlı bir yerde yakalayıp yenince de taşa dönüşmüş ve o zamandan sonra o taş yaklaşan her canlıyı öldüren lanetli bir taş olarak bilinmiş.

 

Sutoku Tenno (İmparator Sutoku)

 

İmparator Sutoku’nun karmaşık bir özel hayatı vardı ve zorlu taht kavgalarının ardından Oki Adaları’na sürgün edilmişti. Pişmanlığının ifadesi olarak kendi kanıyla yazdığı bir vecizeyi başkent Kyoto’ya yollayınca, ürkütücü bulunan bu vecize yırtılıp ona geri yollanmıştı. Buna çok kızan Sutoku, kendi dilini ısırarak intihar etmişti. Ardından taht kavgasındaki rakibi olan küçük kardeşi Go-Shirakawa’nın yakınları birer birer gizemli bir hastalık yüzünden ölmüşler. Kyoto’da ne zaman büyük bir yangın çıksa “İmparator Sutoku’nun Laneti” denerek ondan korkulur.

DİĞER BAZI YOKAİLER

Azukiarai 

Azukiarai, nehirde azuki (bir çeşit fasulye) yıkıyormuş gibi ses çıkaran bir yokaidir. Genellikle sadece sesi duyulur fakat kendisini göstermez. Değişik bölgelerde “azukidoki” ya da “azukikoşi” de denir.

 

Akaname 

Akaname, insanlar geceleri uyurken banyodaki ya da banyo kovasındaki kiri yalayan bir yokaidir. Böyle bir yokainin gelmesini rahatsız edici bulduklarından, insanlar gelmesin diye banyodan sonra etrafı güzelce temizlerlermiş.

 

Umibozu

Umibozu, denizlerde yaşayan devasa bir yokaidir. Umibozu kızdırılınca gemileri batırdığından, Kuzeydoğu Japonya’da ilk tutulan balıkların geleneksel olarak önce ona adandığı bir bölge bile vardır.

 

Kitsune (Tilki)

Tilkiler, dünyanın pek çok yerinde zeki bir hayvan olarak tasvir edilir. Japonya’da da insan kılığına girmiş tilkilerin insanları kandırdığı ya da büyülediği hikâyelerin sayısı oldukça fazladır. Ayrıca Japonya’da tilkilerin tanrıların hizmetkarları olduğu görüşü de vardır. Hatta Hasat ve Bereket Tanrısı İnari de tilki kılığında tasvir edilir.

 

Kodama

Kodama, dağlarda ve ormanlık alanlarda yaşayan bir yokaidir. Dağlara doğru seslenince geri gelen yankıya, Kodama’nın neden olduğu söylenir.

 

Zaşiki Varaşi

Zaşiki Varaşi, görülme hikâyelerinin çok olduğu bir yokaidir. Başının üst kısmı kappaya benzer bir şekilde kel olup çocuk şeklinde tasvir edilir. Görene mutluluk getirdiğine inanılır.

 

Tsuçigumo

Tsuçigumo, ağlarını ustaca kullanarak rakibinin hareket etmesini engeller. Özellikle Minamoto no Yorimitsu’nun Tsuçigumo’yu yendiği hikâye meşhurdur.

Yorimitsu sebebi bilinmeyen, tuhaf bir hastalıktan muzdaripken bir gece uykusunda, boyu iki metreyi aşan bir keşişin kendisini iple bağlamaya çalıştığını fark etmiş, ipi kılıcıyla kesmiştir. Dağa kaçan keşişin arkasında bıraktığı kan lekelerini takip eden Yorimitsu’ya Dört Kutsal Kral (Budizmde koruyucu krallar, Şitenno) da eşlik etmiştir. Vardıkları yerde devasa bir Tsuçigumo görmüşler. Onu yenince Yorimitsu’nun hastalığı iyileşmiş.

 

Daidaraboççi

Daidaraboççi, dağlarda yaşayan devlere verilen isimdir. Daidaraboççilerin dağları ya da gölleri yarattığına dair efsaneler hala pek çok bölgede yaşamaktadır. Hakkında inşaat işlerine yardımcı olduğu ya da insanlara karşı nispeten iyi davrandığına dair söylenceler vardır.

 

Nue

Nue; maymun başlı, tanuki (rakun benzeri efsanevi yaratık) vücutlu, yılan kuyruklu ve kaplan bacaklı bir yokaidir.

Kojiki’de (Antik Japonya’da yazılarak günümüze ulaşan en eski tarih metni) bile bahsedilecek kadar eskidir. Son derece ürpertici bir sesi olduğu anlatılır.

 

Hitotsume-kozo 

Hitotsume-kozo (tek gözlü çocuk) kafasının ortasında tek bir gözü olan bir yokaidir. Özellikle kötülük yapan bir yokai değildir. Tek bacaklı olarak tasvir edilişi de çoktur.

Tanrı olarak tapıldığı yerler de vardır. Nara’nın Mutsuga Tapınağı’nda, bu tanrı gözünü bir çam ağacına diktiği için, onun yerine sedir ağacı dikildiği anlatılagelmiştir.

 

Yamanba

Yamanba, dağlarda yaşayan bir yokaidir. Genç bir kadın kılığına girip, yolcuları evine davet eder. Onlar uyuduktan sonra onları yer. Bazı yerlerde “yamaci” olarak da bilinir.

 

Yukionna

Yukionna (kar kadını), karlı günlerde ortaya çıkar. Kıyafeti bembeyazdır. Kucağında bir çocuk vardır. Bu çocuğu kucağınıza almanızı ister siz de alırsanız, donup öleceğiniz rivayet edilir.

 

Rokurokubi

Rokurokubi, boynu uzayan bir yokaidir. Genellikle kadın kılığında tasvir edilir.

 

Çeviren: F. Simanur Yıldırım

Kaynak: shikinobi.com (Erişim Tarihi 23.10.2017)