Modada Rei Kawakubo Farkı

Sanatçının tasarladığı kıyafetler Metropolitan Müzesi'nde

Ünlü Japon moda tasarımcısı Rei Kawakubo, New York Metropolitan Müzesi’nde 4 Mayıs’ta başlayan ‘’Comme des Garçons’’ adlı sergisiyle bir kez daha ilgiyi üzerinde topladı.

Müzede, Yves Saint Laurent’ten beri (1983), aktif tasarımcıların tasarımlarının sergilenmesi pek fazla rastlanılmamış bir durum.

’Comme des Garçons’’ u anlatan birkaç anahtar kelime; fantastik, ilginç kıyafetler, avant-garde… ‘’Bu şık mı?’’, ‘’Bu kıyafeti nasıl giyebilirim, bilmiyorum’’ gibi yorumlara maruz kalan ve insanları şaşkına çeviren tasarımlar…

Fakat tam olarak neden Rei Kawakubo bu kadar çok ilgi görüyor?

Rei Kawakubo 1942 yılında Tokyo’da dünyaya geldi. Tekstil bölümünde okuyup bağımsız bir stilist oldu. Röportajlardan pek hoşlanmıyor, fotoğraflarının medyada yayınlanmasından da haz etmiyor. 1969’dan bu yana Fransızca ‘’Comme des Garçons’’ (Erkek Gibi) adı altında kıyafetler yapmaya başladı. 1973’te aynı adlı şirketi kurdu ve 1981’de Paris Koleksiyonu’na katıldı.

‘’Kuro no Shogeki” (Siyah Etki)

Kawakubo, 1982’de rahat tasarımlar, siyah örgülü kıyafetlerle modaya yenilik getirdi. O sıralarda kadınlar için yapılan kıyafetler çeşitli renklerde ve gösterişliydi. Yırtık siyah kıyafetler, aynı zamanda Yohji Yamamoto’yu ve daha sonraları fenomen haline gelen ‘’Kuro no Shogeki’’ (Siyah Etki) akımını akla getirir.  Zira Rei Kawakubo kıyafetlerini bu şekilde tanımlamıştır.

‘’Benim kıyafetlerim bugünün kadınları, yani giysilerim kocalarının fikirlerinden bağımsız, kendi ayakları üstünde duran kadınlar için yapıldı’’ diyerek feminen duruşu ortadan kaldırdı ve ‘’güçlü kadın’’ imajını ortaya çıkardı.

1984’de erkek giyim markası ‘’Comme des Garçons Homme Plus’’ı kurdu. Maskülenliğe bağlı kalmayan bir konsept geliştirdi. Kırışık ceketler, fırfırlar, çiçekli desenler, etekler ve fazlası bu koleksiyonlara dahildi.

 

1996’da ‘’Body Meets Dress, Dress Meets Body’’ koleksiyonu yayımlandı. Kıyafetin omzuna, sırtına ve bel kısmına koyulan ufak yastıklarla yapılan ‘’Gobu Doresu’’ (Çıkıntılı Elbise) tanıtıldı.

Daha önce kimsenin görmediği, standart güzelliğe uymayan siluetler, herkesi şaşkınlığa uğrattı.

 

 

 

 

 

Son tasarımları

2012’de çıkan ‘’2D’’ koleksiyonu, yenilikçi ve fütüristik tasarımlardan oluşmaktaydı.

2014’te duyurulan koleksiyonu ‘’Monster’’da (Canavar) devasa büyüklükte ceket ile ağız ve kolları kapayan örgüler bulunmaktaydı.

Bir sonraki koleksiyonun teması ‘’Bara to Chi’’ (Güller ve Kan) idi. Güllerle ilişkilendirilen güzellik ve asalet anlayışı burada yer almıyordu.  Kan akıyormuş etkisi yaratan parlak kırmızı kumaşlar kıyafetleri süslemekteydi.

2016 yılında ‘’18 Sekai no Panku’’ (18. Yüzyıl’da Punk) koleksiyonunda klasik tarzları, isyankarlıkla bağdaşlaştırılmış çiçek desenleri ve pembe kumaşlarla birleştirdi.

Rei Kawakubo’nun tasarımları, moda dünyasına dair yerleşmiş düşünceleri yerinden salladı. Bu sebeple, kıyafetleri bir mücadelenin ürünleri.

Metropolitan Müzesi küratörlerinden Andrew Bolton, Rei Kawakubo’nun şimdiye kadar tasarladığı bütün kıyafetleri ‘’Art of the In-Between’’ (Arada Kalmışlığın Sanatı) adı altında birleştirdi. Moda ile moda olmayanın, bireylerin ve ötekilerin, geçmiş ve geleceğin arasında…

Çeviren/Derleyen: Aslı İdil Kaynar

Kaynak: buzzfeed.com/jp