Devlet Bütçesi – Ev Bütçesi Karşılaştırması – II

Ailede içinde paranın dağılımı

Sevgi paylaştıkça çoğalır!

(Profesör Tsukasaki Kimiyoshi, ev ve devlet ekonomilerini karşılaştırdığı analizine devam ediyor. Yazının ön kısmı için tıklayınız.)

Aile İçinde Para Döngüsü

Çalışmayan eş, ev işlerini yürütmesine karşılık bir ödeme bekler. Bu ödeme yüksek miktarlara ulaşabileceğinden, çalışan eşin, devlet ekonomilerinde kamu harcamalarına denk gelen ödemeleri, çalışmayan eşin eline geçecektir. Çocuk ve ebeveynler de ev işlerini paylaştıklarında aynı karşılığı beklerler. Bu durumda çalışmayan eşin giderek daha çok kâr elde ettiği söylenebilir. Çalışmayan eşin tasarrufçu bir yaklaşımı varsa tüketimi fazla olmayacak, biriktirdiği paranın bir kısmını çalışan eşe ödünç verecek, kalanını ise bankaya yatıracaktır.

Çocuk ise çalışan eşten harçlık alsa bile, tasarruf odaklı yaklaşarak harçlığını harcamaz. Çalışmayan eşten ev işlerine yardım ettiği için bir miktar alır, kalanı çalışan eşe ödünç verir, diğer kısmını ise bankaya yatırır.

Çalışan eş ise kazandığı paradan fazlasını kullandığından borçtadır.Çalışmayan eş ve çocuktan alınan ödünç paralar bu borcu oluşturur. Borcun ödenmemiş anapara kısmı ve ek olarak ödenecek faiz miktarı yüksek rakamlara ulaşabilir.

Çalışmayan eş ev işlerini üstlendiğinden tüm aile üyelerinden buna karşılık bir ücret temin eder. Fakat elektrik, su, doğalgaz gibi harcamalardan çalışan eş sorumlu olduğu için, çalışmayan eş, ev işlerinden eline geçen miktarı çalışan eşe borç verir ve o da dış borcun anapara ve faiz ödemelerini yapmayı sürdürür.

Yukarıda verilen benzetmede kolayca görülebileceği gibi, dışarıdan maaş olarak ele geçen para aile içinde döner ve bu döngüden çıkan miktar fazla değildir. Bu miktar, en fazla elektrik, su faturaları ve aile üyelerinin boş zaman giderlerinden oluşur, ki bu da, herkes tasarrufçu olduğunda aşırıya kaçmaz.

Modern Bir Japon Ailesi

Harçlıklar Azalırsa Ev Ekonomisi Rahata Erer Mi?

Çalışan eş ebeveynlerine, çocuklarına veya ev işlerini üstlenen eşine gereğinden fazla harçlık veriyor olabilir. Belki bu durum aile içinde sevgi ve saygı görmeyi beklemesinden kaynaklanıyordur, ancak bundan vazgeçmelidir. Bir gün çalışan erkeğin “Borç istemiyorum, o yüzden harçlıkları yarıya indiriyorum” diye bir açıklamada bulunduğunu varsayalım.

Erkek, ebeveynleri, çocukları ve ev işlerini üstlenen eşine, “Ev işlerindeki payınızla beraber harçlığınızı da yarıya indireyim” diyebilir. Kadın bu teklifi kabul ederse, kendi geliri azalacağından, eşine ödünç vereceği miktarda da azalma görülecektir. Bu durumda iş sahibi erkeğin ‘ödünç almaya ihtiyaç duyduğu miktar’ ile ‘ödünç alabileceği miktar’ aynı zamanda azalacağından evin ekonomik döngüsünde hiçbir değişim olmayacaktır.

Öte yandan çalışmayan eşin evde yaptığı işler ve geliri yarı yarıya azalınca, yemek gibi aile üyelerinin tamamını ilgilendiren konularda eksiklikler baş gösterecek ve ailenin yaşam kalitesi düşecektir. Bu durumda çocukların ve ebeveynlerinin beslenme durumundan endişe duyan erkek, aile üyelerini yemeğe çıkarmak zorunda kalabilir ki bu da evin ekonomisinde kötüleşme ihtimalini doğurabilir.

Bahsettiğimiz dışarıda yemek yeme durumu çalışan eş için ciddi bir problemdir. Zira baba rolünü üstelenen bir erkek için iflas etmemek, eşinin ve çocuklarının hayatlarına devam edebilmeleri kadar önemlidir. Ailesinden feragat ederek kendi cüzdanını doldurmak bir baba için anlamsızdır.

Örneği biraz daha genişletecek olursak diyebiliriz ki böyle bir durumda eş ve çocuklar fakirleşecektir. Bunu önlemek için ev dışındaki harcamaların azaltılması gerekir. Böylece ev dışı harcamaların miktarı düşürülerek göz ardı edilebilir seviyelere çekilmiş olur.

 

Çeviren: Ulaş Gökay Özgül

Kaynak: wedge.ismedia.jp


Sevgi paylaştıkça çoğalır!